Aşırı dünyevileşen ahlak!


 

 Konuşun, konuşturun ve dinleyin. Göreceksiniz ki akl-i selimle bakan insanlar umutsuzlar, güvensizler, kaygılılar. İlişkilerden, gidişattan, gelecekten..” diyen Diyanet Vakfı Kadın Faaliyetleri Merkezi Eski Başkanı Ayşe Sucu sözlerine şöyle devam etmektedir.

 “Siyasetçilerin birbirleriyle olan kavgaları ve kullandıkları diyalogları dahi toplumun seviyesini gösteriyor. Onları da biz seçiyoruz, çünkü onlarda bizden birileri..”

 “Ancak bir şey var ki, ortak kanaat toplum gittikçe yozlaşıyor. Tebessüm sünnetinin yerini celal, bildiğimiz ‘en büyük cihat öfkeyi yenmektir’ sözünün yerini ise ‘ben lafın altında kalmam’ almış.”

 Toplu oturulan bir yere girdiğinizde, ayağa kalkan gençlerin sayısının gün geçtikçe azaldığını, büyüklere hitapta ‘siz’ yerine ‘sen’ denirken büyük ile küçük yer değiştirmiş vaziyette olduğunu net olarak görebiliyoruz.

 Her bir önceki nesille kıyasladığımızda bu gidişatı anlamamak mümkün değil gibi. Kuşak çatışmaların her asırda yaşandığı ve yaşanacağı toplumlarda, öncelikli olarak bizler her çağın getirdiği bilgi ve teknolojiyi, eğitim ve öğretimi yakından takip etmemiz gerekmektedir.

 “Peki neden daha iyiye gitmiyoruz?  Özlediğimiz güzellikleri neden hayatımıza çekemiyoruz! Önceliklerimiz değişiyor çünkü aşırı dünyevileşme değerleri altüst etmiş vaziyette. Klasik bir cevap gibi gelebilir ama maddileşiyoruz.!”

 “Tahayyülümüzde yaşam standardımızı oluştururken iyi bir üniversite, kazançlı bir meslek, güzel bir kadın ya da zengin bir koca, başarılı çocuklar, rahat bir gelecek olmazsa olmazlarımızdan.. Elbette her insanın hakkı tüm bunlar. Ancak hedefler için mücadele verilirken, onları anlamlı hale getirecek ‘mana’ üzerinde, ne ciddi bir çaba, ne ciddi bir azim yok artık.”

 “Basit bir örnekle sabır nedir, insana ne katar, nasıl baş edilir sorularını uygulayarak öğrenme süreci bugünün çocuklarına maalesef yaşatılamıyor. Ya da her istediğini önünde bulmuş bir genç, zor bir durumla karşılaştığında bekleme kendini tutma, biraz dayanma gibi kavramları tanımıyor.”

 “Zor şartlarda yetişen çocuklarımız ise tepkisellik, isyan, hırs karakter başlıca rol oynamaktadır.”

 “Günümüz insanı sorunu önce maddileştiriyor, sonra yine maddi çözümler arıyor.”

 “Dünyevilik zırhı bahaneler üretilerek, dini değerlere dahi giydiriliveriyor. Para ve Mamak araç derken, bir de bakmışsınız amaç ya da asıl oluyor. “

 “Dolayısıyla uğraşılması gereken iç dünyamız dış görüntüler içinde kayıplara karışıyor. “

 “Dindar olalım yada olmayalım insanı güzelleştiren kavramları hatırlayalım:

“Sabretmek, öfkeyi yenmek, affetmek, yapılan iyiliği fark etmek ve karşılık verebilmek, cömert olmak, fedakar olmak, duygudaşlık kurmak, adaletli davranmak, hak adına mücadele etmek.  “

 “Yani insanı insan kılan kavramlar bunlar..”

 Unutmaya yüz tuttuğumuz değerlerimizi gözler önüne seren, bilginin kişiselleştirilerek din adı altında maddileştirilmesini dikkatimize sunan Çok Kıymetli Başkan Sayın Ayşe Sucu’ya gönülden teşekkürlerimi sunuyorum.

 Kendisinin tabiriyle de sizi sabır yolculuğuna davet ediyorum..:)

 

 

 

 

 

 

Hakkında Ayşegül Karayel
Yaşamla ilgili bilgi ve deneyimlerime bu sahada devam etmekteyim. Beni takip etmeye devam ediniz , çünkü ben sizi daima takip ediyor olacağım..

One Response to Aşırı dünyevileşen ahlak!

  1. mehmet diyor ki:

    Evet… çok yerinde bir tesbit. Ne var ki, bir tesbit varsa, ondan önce bir fiil vardır; bir şeyler olmuştur ki, böyle bir tesbit yapılabilinmiştir. Mesele öyle iki kelimeyle anlatılack kadardan biraz öteye.
    Nerden başlanılabilinir ki; devenin dediği gibi; nerem doğru ki!

    Biz toplum olarak şimarmaya aday bir milletiz. Böylelerine gördüm delisi de derler. Eğer bizi Amy Winehouse’nin, Hülya Avşarın vb. ‘rin Yaşantıları kendi Çocuğumuzun problemlerinden daha fazla meşgul ediyorsa? İşte o zaman bir şeyleri yalnış yapıyoruz.

    Çocuğumuz sabah kahvaltısı almadan okula giderse, Okuldan geldiğinde evde kimse yoksa, Annesini komşudan almayımı tercih eder yoksa sokağa çıkmayımı?
    Eğer biz saat ikiye kadar misafirilikte otururken Çocuğumuzuda o saatlere kadar yanımızda tutarsak, yattığı kalktığı saatleri onun teveccühüne bırakırsak, bir şeyleri yalnış yapıyoruz.
    Eğer biz, 2000 doğumlu Çocuğumuzu 1990 olarak gösterirde ona facebook ta hesap açarsak, bunu yaparken kanunları dahi hiçe saydığımızın farkında olmazsak, bir şeyleri yalnış yapıyoruz.
    Eğer biz, Okullarımızda fen dersine Edebiyat öğretmenini ve tersine görevlendiriyorsak, bir şeyler yalnıştır.
    Saymakla bitmez sevgili Ayşegül. İşlediğin konu toplumun aynası. Kimse kendisini avutmasın “ben öyle değilim diye” Hepimiz suçluyuz. Toplum olarak almış olduğumuz eğitim yetrsizdir. Medya üstlenmiş olduğu görevden çok uzaktır.
    Eşine hakaret edenler yarının hakaretcilerini yetiştirenlerdir. Eşini dövenler yarının dövenini yetiştirenlerdir. …saymakla bitmez bunlar sevgili Ayşegül(!)

    Ben şahsıma, bana otobüste yer vermeyene üzülüyorum, onu öyle yetiştiren ebeveyne küsüyorum.
    Dünya’ya Çocuk getirmeyi Kediler de biliyor.
    Yaptığımız yalnışlarda biraz da kendimizi eleştirelim, eleştirelim ki belki bir şeyleri değiştirebiliriz.
    Bir cümle daha(!)
    Öğretmenler Çocuklarımıza teknik bilgi vermekle yükümlüdürler. Çocuklarımızı hayata hazırlamak sa, bizim yükümlü olduğumuz ve sorumluluğunu kimseye teslim edemeyeceğimiz yükümlülüktür.

    Saygılarımla
    mehmet

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: