29 Ekim 1923 Cumhuriyet Bayramımız Türk Milletine Kutlu ve Mutlu Olsun.


Atatürk’ün her ulusa uyacak tanımı:

“- Zengin bir hatıra mirasına sahip bulunan;
– Beraber yaşamak hususunda müşterek arzu ve muvafakette (razı gelmekte) samimi olan;
– Ve sahip olunan mirasın muhafazasına beraber devam hususunda iradeleri müşterek olan insanların birleşmesinden vücuda gelen cemiyete millet –adı- verilir”.

“Bu tanımdan, bir milleti oluşturan insanların ilişkilerindeki değer, güç ve vicdan özgürlüğü ile insani duyguya gösterilen saygı ve bağlılık kendiliğinden anlaşılır. Gerçekten geçmişte ortak zafer ve acılı günler mirası; gelecekte gerçekleştirilecek aynı program; birlikte sevinmiş olmak, birlikte aynı umutları beslemiş olmak; bunlar elbette bugünün uygar anlayışında her türlü koşulların üzerinde anlam ve kapsam alır”.

Atatürk bu tanımı ile ulus sayılmanın baş koşulu olarak manevi öğeyi işaret etmiştir.

Türk ulusunun oluşmasında etkili doğal ve tarihsel olgular şunlardır:

* Siyasal varlıkta birlik
* Dil birliği
* Yurt birliği
* Irk ve köken birliği
* Tarih akrabalığı
* Ahlak akrabalığı

Siyasal varlıkta birlik O’na göre bir ulusun siyasal bakımdan kişiliğini ortaya koyması, bir “varlık” durumuna erişmesi gereklidir. Bu varlık da, tahmin ettiğiniz gibi bağımsız bir devletten başka bir şey değildir. Başkalarına tutsak olup parçalanmış bir ulusta diğer öğeler bulunsa bile “birlikte yaşama” imkanı yeşermez. “Tutsak olarak yaşamaktansa ölüm daha iyidir” derken, Türk ulusunun bağımsızlığını vurguluyordu.

Dil birliği, pek çok ulusta görülen bu özelliğin Türklerde de bulunması gayet doğaldır. “Türk ulusu geçirdiği sonsuz felaketler içinde ahlakının, geleneklerinin, hatıralarının, çıkarlarının, yani bugün kendi ulusallığını yapan her şeyin dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk dili Türk ulusunun kalbidir, zihnidir”. Türkler İslamcılığın içine girdikten sonra dillerini unutsalardı, Mısırlılar, Libyalılar, Tunuslular, Faslılar gibi Araplaşacaklardı.

Yurt birliğine gelince Türk’e yurtluk etmemiş bir kıta yoktur. “Bugünkü Türk ulusu varlığı için bugünkü yurdundan memnundur. Çünkü, derin ve şanlı geçmişin, büyük ve güçlü atalarının kutsal miraslarını bu vatanda da koruyabileceğinden, o mirasları şimdiye kadar olduğundan çok fazla zenginleştireceğinden emindir”. Atatürk bir ulusun devlet kurabilmesi için gerekli ülke öğesine de burada işaret ediyor. Lozan Barışı ile kara ve deniz sınırları belirlenmiş Türklerin meşru yurdu olmuştur.

Irk ve köken birliğini Atatürk şu sözlerde tanımlar: “Türk ulusunun her kişisi bir takım farklarla ve fakat genel olarak birbirine benzer. Çünkü, başka başka iklimlerin etkisi altında, başka başka türlerle binlerce yıl yaşamış, kaynaşmış bu kadar eski ve bu kadar büyük bir insan toplumunun bugünkü çocuklarının tamamen birbirine benzemeleri mümkün müdür?
Her zaman her yerde küçük bir aile çocuklarının bile birbirlerine benzemeleri görülmüş değildir. Türk ulusunu yalnız bir noktada, iklimi dar bir bölgede belirmiş sanmak doğru değildir”.
Çok geniş alanlara yayılmış Türk ulusu köken ve ırk bakımından birlik sayılmalıdır. Ama bu birlik saf bir ırka veya tek kökene bağlanamaz. Türk olma duygusu ortak bir kökene girmek için yetişir. Atatürk gerçeği şu sözleriyle pekiştirir: “Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır. Böylesine uzak bölgelerde yaşayan halkın aynı “ırka” mensup olamayacakları açıktır”.

Atatürk “ırk” kelimesini, aynı geçmişe ve hedeflere sahip olmak anlamında kullanmıştır. Nitekim bu düşüncelerini şu şekilde net olarak ifade eder: “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir..”

Tarih ve ahlak akrabalığı, Türkiye dışında kalmış pek çok Türkü kucakladığı gibi, başkaca uluslara mensup yurdunda yaşayanlara da kucak açmış onları kaynaştırmıştır. Atatürk’e göre “ahlak bir insanın yapmaya hem mecbur olduğu hem de istediği işlerdir; bunları başarma dileğidir ve iradesidir. Başka deyişle toplumu dürüstlükte ileri götürmektir. Türkler bu bakımdan da birbirlerine akrabadırlar. Bir ulusun çeşitli yerlere dağılmış öğelerini bağlayan temel aynı tarihe ait olmalarıdır.

Özetleyecek olursak Atatürk’e göre Türk ulusu ortak bir geçmişin iyi kötü bütün yanlarına mirasçı olan ve gelecekte de aynı ortak duygular içinde birlikte hareket edecek, içtenlikle bir arada yaşama isteği bulunan, siyasal bir varlık sahibi; dil, yurt, köken, ırk, ahlak ve tarihte akraba bireylerin oluşturduğu yüksek bir insan topluluğudur.

Hakkında Ayşegül Karayel
Yaşamla ilgili bilgi ve deneyimlerime bu sahada devam etmekteyim. Beni takip etmeye devam ediniz , çünkü ben sizi daima takip ediyor olacağım..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: