Organ nakli ve beyinsel ölüm hakkında Uz.Dr.Ayhan Onur tarafından önemli açıklamalar. BÖLÜM II


Sayfamızda yayınladığım „ORGAN NAKLİ VE BEYİNSEL ÖLÜM“ hakkındaki yazılara duyarsız kalmayan Konya Numune Hastanesi Yoğun Bakımlar Koordinatörü Sn. Uz.Dr Ayhan ONUR tarafından yapılan çok değerli açıklamaların ikinci bölümü

BÖLÜM II

Mehmet Bey

Sanırım birbirimizi biraz anlamaya başladık. Bu konuyu bu kadar araştırmış olmanız doğrusu beni şaşırttı. Mutlu da oldum. Düşünen ve araştıran insanlardan korkulmaması gerektiğini düşünenlerdenim. Bu çeşit insanlar ulaştıkları sonuç bizim fikirlerimizi desteklemese de eninde sonunda doğruyu bulurlar. Bu nedenle yazıma başlamadan sizi tebrik etmeme izin verin.

Yazınızda organ nakli konusunun kapitalist eğiliminden bahsediyorsunuz ki bu konuda son derece haklısınız. Olayın arkasında kapitalist bir mantık var. Çünkü eğer bu olaya bir çare bulamaz isek 2025 yılında Sağlık Bakanlığı bütçesinin %30 unu diyaliz merkezlerine vermek zorunda kalacağız. Kamu maliyesi açısından bakılınca bu korkunç bir durum.

Bu sebeple de kapitallerle düşünen insanlar da organ nakliyle ilgileniyorlar.Ayrıca kaybedilen yetişmiş insan gücünün kamuya verdiği zarar da bu kayıplara eklenecektir.

Bu açıdan bakılınca elbette olayın arkasında para da gizli. Ancak eğer kastınız fakirlerin böbreklerinin alınıp zenginlere aktarılması ise bu durum bizim ülkemizde nerede ise yok denecek kadar azdır.

Münferit bazı vakalar olmadı değil. Dr Yusuf faciasını hatırlarsınız.. Hani Uğur Dündar’ın ortaya çıkarttığı, kaçak olarak fakirlerle anlaşıp organlarını zengin lere naklederek para kazanan yaratıktan bahsediyorum.

Bilmem bu yaratığın sonunu da biliyormusunuz. Meslektaşları tarafından lanetlendi, diploması elinden alındı. O da yurt dışına kaşmak zorunda kaldı. Bildiğimiz kadarı ile Romanya‘da aynı işi yapmaya devam ediyor. Keşke bu kişi tıp fakültesinden hiç mezun olamasaydı. Ama olmuş işte. Ne yaparsınız arada bir çürük elma çıkıyor işte.

Birde Antalya’da olan son organ yolsuzlğu var. Buradaki hadiseyi başından itibaren takip ettik. Olayın aktörlerini yakından tanıyoruz. Emin olun ki Antalya’daki durum kanunların minik bir açığını yakalayan tıp dışı insanların mafyavari tavırlarından doğmuştur.

Yani burada hekim camiası kullanılmıştır.Ama bunlar dışında organ ile ilgili bir yolsuzluktan bahsedemeyiz.

Ayrıca organ naklindeki illegal uygulamaların tamamı canlıdan nakiller için geçerlidir. Kadavradan (Cesetten) nakillerde yolsuzluk yapmak imkansızdır. Zira beyin ölümü tespit edildiğinde organların kime verileceği belli değildir.

Biz durumu sağlık bakanlığındaki ulusal koordinasyon merkezine bildiririz. Bu merkez veri tabanından organların kime uygun olduğunu bilimsel bir kurula da danışarak saatler içinde belirler.

Beyin ölüm kararı alan gurup son ana kadar organların hangi merkeze gönderileceğini bile bilmez. Organ verici nerkez organ alan merkez ile irtibata geçmez. İrtibatı UKM sağlar. Ayrıca beyin ölüm kararı alan gurup asla organ alacak olan hasta ile temasa geçmez ve organ nakledecek hekim gurubu içinde yer alamaz.

Bu sebepledir ki kadavra (Ceset) donörlerde şimdiye kadar tek bir yolsuzluk olmamıştır.

Savaş bölgeleriyle ilgili bu tür söylemler her zaman ortaya çıkar. Ama böyle bir organizasyon çok zordur.

Mehmet Bey; organ almak dünyanın en zor ameliyatlarından biridir. Organı alıcıya nakletmek çok dahah kolaydır. Ancak durum o kadar abartılır ki, yerine göre medya da evine girilerek bayıltılıp ekmek bıçağı ile böbrekleri çıkartılmak istenen insanlardan bile bahsedilir. Bunlar da bizi çok güldürür.

Organ mafyası var mıdır? Evet vardır. Lakin medyadaki gibi değil. Organları ampul söker gibi sökemezsiniz. Bu çok teknik bir iştir ve en az 6 uzman hekim tarafından yürütülen yaklaşık 4 saatlik bir operasyondur.

Mafya sokaktaki insanların böbreklerini köşe başında alamaz. O halde mafya nasıl çalışır?. Durum şudur.

Organnını verecek kadar fakir bir insan ve bir tek organ için servet ödeyebilecek organ yetmezlikli (çoğunlukla böbrektir) zengin bir adam vardır hikayede. Bir de bu ikisi arasında bağlantıyı sağlayan mafya dediğimiz karanlık kişiler. Mafya bir şekilde bu iki insanı ilişkilendirir. Verici fakirden organ alınmasını çoğu zaman resmi makamları ve etik kurulları kandırarak ayarlar.Sonuçta zenginden organ parasını alır, aldığı pararnın yaklaşık %10′unu organ aldığı fakire verir. Masraflar da çıkınca kendisine epeyce bir parar kalır. Ama bu mafya asla kadavra (Ceset) donörlerden parar kazanamaz.

Hayat çok değerlidir Mehmet Bey. Bir organın değeri ise hayatın değerine eşittir. Bu sebeple organ yetmezlikli hastaların sorununu legal yollardan engelleyemezsek illegalitenin (kanunsuzluğun) tırmanmasını asla önleyemeyiz. Bizim çabamız da legal (kanuni) yollardan çözüm üretmektir.

Kişi ne zaman ölmüştür? Evet hakikaten de bu çok felsefi bir soru. Kısa bir mail yazısında açıklanamayacak kadar karmaşık bir konu.

Lakin bilim bize hala beyin sapı fonksiyonlarının hayat ile eş anlamlı olduğunu söylüyor. Diğer organların bazıları otomatisiteye sahiptir. Mesela kalp atımları beyin olmasa bile bir süre devam edebilir.Bu bizim için önemli değil. Hatırlarmısınız bilmem. Eskiden liselerde kurbağa bacakları tahtalara toplu iğneler ile tutturularak kaslarına elektrik verilerek bacağın hareket etmesi deney olarak yapılırdı. Bu durumda kurbağanın o halde bile hala canlı olduğunu mu iddia  edeceğiz. Elbette değil. Eğer tüm doku ve hücre fonksiyonlarının kaybı ölüm olarak adlandırılırsa insan kalbi durduktan sonra bile 8 saat daha yaşar denmelidir.

Harvard kriterleri sanırım sizin epeyce canınızı sıkmış. Ancak lütfen bu kriterleri bir kenara itmeyin. Bunlar temel fikirlerdir. Aslında ülkemizde bu konudaki karmaşa en az düzeydedir.Biz 1979 da İtalya’dan sonra dünyadaki organ ve doku nakli kanununu kabul etmişiz. Bu kanun 1982 de aksaklıkları görülüp revize edilmişrir. (2238 sayılı kanun). Bu kanun daha sonra genelgelerle desteklenmiş ve hakikaten de gurur duyulacak kadar mükemmel hale gelmiştir.

Özellikle Sağlık Bakanlığının Ocak 2012 de yayınladığı genelge ile durum daha da netleşmiş ve uygulamadaki aksaklıklar en aza indirilmiştir.

Bu kanunda ne Avusturyada ki gibi aksi belirtilmedikçe organ bağışı yapılmış sayılacağı gibi toplumu rahatsız eden bir kural konmuş, ne de İran’daki gibi organ alım satımı devlet eliyle de olsa serbest bırakılmıştır.

Son derece modern ve toplum dinamiklerine göre hazırlanmış bir genelgedir.Dolayısıyla toplumun dünyanın değişik yerlerinde yaşanan olumsuzlukların ülkemizde görülmemesi için gerekli tedbirlerin alındığını ve bu tedbirlerinde hakikaten işe yaradığını bilmesi gerekir.

Ülkemizde hakikaten sevimsiz ve münferit iki vaka dışında şimdiye kadar organ nakli ile ilgili bir suç tespit edilmemiştir.

Buna rağmen beyin ölümü olduğu düşünülen hastaların %12 sinde şüpheli durumlar vardır. Medyada bahsedilen uzun yıllar sonra dirildi, 3 ay sonra çocuk doğurdu vs. şeklindeki haberlerin tamamı bu %12 lik guruba aittir.

Tüm çabamıza rağmen bu oranı azaltamıyoruz. Bizim sağlık bakanlığına önerimiz küçük bile olsa şüpheye düşülen bu %12 lik gurupta beyin ölüm kararının alınmamasıdır.

Ne yazık ki bakanlık bu konuda ketum davranıyor olup, illa da bu %12 lik gurupta da durumun açıklığa kavuşturulmasını bizlerden talep eder haldedir. Buna rağmen ben kendi kliniğimde şüphem varsa hasta hakkında asla beyin ölüm kararı almıyorum. Bence doğrusu da budur.

Mehmet Bey tıpta bir kaide vardır. Sonucu kesin olan durumlarda, beklenen sonuç bir türlü gerçekleşmiyorsa muhtemelen teşhisiniz yanlıştır. İşte bu teşhis hataları bu %12 lik zorlama gurupta oluyor. Yoksa beyin ölümünün sonucu bellidir.Bu hastalar kesin olarak ölürler ve beklenen yaşam süresi tam destek verilse bile 96 saat civarındadır.

Ben kendim bilimsel bir inatla beyin ölümlü bir hastayı yaşatmak için inat ettim. Günde yaklaşık 5.000 TL harcadım ve ancak 7. güne kadar yaşatabildim. Mehmet bey emin olun bu hastalarda teşhis hatası yoksa ki… %88 inde yoktur, ölüm muhakkaktır. burada spekülasyonları önlemenin en kolay yolu da %12 lik şüpheli vaka gurubunu yok farzetmektir.

İsterseniz Sağlık Bakanlığının son genelgesini size gönderebilirim. Oldukça anlaşılır bir dille yazılmış olup ayrıntılı bir metindir.

Son olarak yazılarımı yayınlanmaya değer bulduğunuz için teşekkür ederim. Elbette belirttiğiniz şartlarda ve anlamı değişmeden yayınlayabilirsiniz.

Saygıyla

Dr. Ayhan ONUR

Hakkında Mehmet Sungur
Yaşlılarımız geçmişimiz, Çocuklarımız geleceğimizdir. Her ikisini de ihmal eylemek tamiri zor olan bir suçtur.

One Response to Organ nakli ve beyinsel ölüm hakkında Uz.Dr.Ayhan Onur tarafından önemli açıklamalar. BÖLÜM II

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: