Suya sabuna dokunmamak mı?


5

Türk Dil Kurumu’nda bu deyim “1.sakıncalı konularla ilgilenmemek, 2.davranışlarını kimseyi incitmeyecek şekilde ayarlamak” şeklinde yer almaktadır.  Ben bu duruma 3. bir anlam eklemek istiyorum.

Bazılarımız nerde, nasıl, niçin ve neden durduklarını bilmezler. Sadece bulundukları konumu yitirmemek adına hani –öylesine-  derler ya orta şeritte giderler. Kimilerinin işlerine öyle gelmektedir çünkü..

Oysa, kimin yanında nasıl, niçin ve neden durduğumuzu bilmeliyiz.  Bu siyah ile beyaz gibidir. Ya evettir, ya da hayır.

İşte bütün mesele de buradadır.  “Üç iyi arkadaş bir araya gelirler. Uzun zamandır dertleşme fırsatı bulamamışlar , dolayısıyla da anlatacak pek çok şey birikmiştir. İçlerinden ikisi her zaman birbirlerini görmekteyken, diğeri uzak kalmıştır.  Derken sohbet etmeye başlarlar.  İki samimi arkadaştan biri diğerinin görüşünü ve eleştirisini haksız bulmaktadır, zira onu kaybetmemek adına gerçek düşüncesini dile getirmemektedir. Üçüncü arkadaşı ise bu duruma kayıtsız kalan arkadaşını hayretle izlemekte, adaletli ve samimi olduğunu sandığı bu kişinin yanında olmayışını görmek ona üzüntü vermektedir.

Bu duruma çok içerleyen arada kalan bu adaletli (!) insan, bu zamana kadar ki değerlerini ve kişiliğini yitirmeye başladığını içten içe sorgulamaktadır ama arkadaşını uyarması ve rengini belli etmesi, ona göre onu kaybetmek ve de incitmek anlamına gelmektedir.

Her birimiz farklı yaradılışlarda insanlarız. Gelecekte yanımızda dik olarak görmeyi istediğimiz kişileri aslında bizim kişiliğimiz ve edindiğimiz tecrübeler belirler.  Kaybetmeye göze alamadığımız insanların gerçek yüzünü görebilmek ve de gelecekte aynı yolda yürüyebilmek adına bazı riskleri –doğru kriterleri-  belirlemek ve uygulamak gerekir.

Yukarıda misal verdiğim hikayeyi ben dahil pek çoğumuz yaşamış hatta yaşamaktadır. Birilerini kırmamak  yada daha ileri gidecek olursam yaranmak (!) şimdi bu kelimemi de anlamayacaklar çıkacaktır.  Yaranmaktan kastım elbette ki iyi niyet belirtisi de olabilir. Gel gelelim bunu karşımızdakine anlatmak güç olacaktır. En iyisi sen sen ol kendi doğrunu –adaletini- terazide o anda tartıver.

Bir de sevgisinin –sevgili, arkadaş, kardeş, akraba- ardında duramayan insanlar vardır. Yaşadığı açlığı doyurmak için umarsızca başkalarını törpülerler kendileri dururken.

Ben sabrı iç giysimde saklarım. Sabır benim için her daim doğruyu eğriyi ayırt etmemde kılavuzum olmuştur. Pek çok kişiye de bunu salık vermişimdir.

Bir şey daha var; insanlara, Şems’in Rumi’ye baktığı gibi bakar, sever, sonrasında dünyalık mı , ahiretlik mi olduğuna takındığı rolle karar veririm.

Ben ellerimi de sık sık yıkarım. Suya da sabuna da dokunmak güzeldir, kirlerden arındırır. Rengimde kırmızıdır, damarımdaki kandan almışımdır. Akıcı ve sıcak, hayat veren.

Şimdi kendinize dokunma sırası sizde! Hangi renksiniz?

Hakkında Ayşegül Karayel
Yaşamla ilgili bilgi ve deneyimlerime bu sahada devam etmekteyim. Beni takip etmeye devam ediniz , çünkü ben sizi daima takip ediyor olacağım..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: