44. YILINDA KIBRIS BARIŞ HAREKATI

44.Yılında, Kıbrıs Barış Harekatında, adaya Rumların hain saldırılarını önlemek ve barışı tesis etmek üzere giden ve şehit olan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin muzaffer yiğit neferlerini rahmet ve minnetle aniyorum.

http://www.trtarsiv.com/izle/82227/kibris-baris-harekati

15 TEMMUZ 2016 MİLLİ BİRLİK ve MÜCADELE DESTANI

15 TEMMUZ 2016 Türk Milletinin Dehşet Gecesi: İhanetin 2.Yıldönümü

Kahraman Şehidimiz Ömer Halisdemir

Kahraman Şehidimiz Ömer HALİSDEMİR

O karanlık gecede, mensubu olduğum derneğin toplantısındaydım. Toplantıdan saat 22.00 sularında eve geldiğimde televizyon kanallarını dolaşmaya başladım. Annem o sırada her şeyden habersiz mutfakla meşguldü. Haber kanallarını açtığımda Boğaziçi Köprüsünün ve FSM Köprülerinin Jandarma tarafından kapatıldığı haberi geçiyordu. Henüz üstümü bile değiştirmeden izlediğim haberle ayakta donmuş kalmıştım. Anneme panik halinde ‘koş anne köprüyü askerler kapatmış, bir şeyler oluyor ama nedir’ diyerek, az önce toplantıdan ayrıldığım dernek arkadaşlarımı arayarak durumdan haberdar etmeye ve neler olup bittiğini anlamaya çalıştım.

Şaşkınlık ve hezeyan içindeydim. 1980 darbesini yaşayan biri olarak dehşete kapılmış, o günler gözlerimin önünden film şeridi gibi geçmişti. Süngülü tüfeklerle sınıfımızın kapılarında bekleyen askerler her yeri istila etmişti. Evlerimiz didik didik aranıyordu. Ne olduğunu doğru dürüst anlamadan izliyordum korkulu gözlerle. Zira o dönem bu sebeple okuluma bir yıl ara vermek zorunda kalmış ve çok üzülmüştüm.

Anneme ‘hadi ben dışarı çıkıyorum, PKK’lı teröristlere meydan vermeyelim, bu ülke bizim, Türk Milletini kolay değildir yıkmak’ dediğim gibi evden çıktım. Annemin ‘arkamdan dur gitme kızım başına bir şey gelir’ diye bağırdığını duydum. Ana yüreği beni yalnız bırakmadı arkamdan bana yetişti. Mahallemizden durumu kavramaya çalışan pek çok kişide sokağa dökülmüş ve bir arada toplanmıştık.

Bizlerde dönmeyi düşünmedik. Asırlar önce Mustafa Kemal ATATÜRK’ün askerlerine vatan için söylediği ‘size ölmeyi emrediyorum’ rotasıyla yola çıkmış, en güçlü ve büyük silahımız olan imanımızla dönmeyi düşünmeyen vatandaşlardık.

Yiğit askerlerimizin ve kahraman ordumuza sızmış, Türk Devletinin ekmeğiyle, suyuyla büyümüş, okullarında yetişmiş vatan hainlerinin akıbeti elbette ki hazin ve ibretlik olmalı. Yıllardır içimize, tüm damarlarımıza zehir gibi sızarak giren FETÖ terör örgütünün teşebbüste bulunduğu darbe girişimi, amacına ulaşamadan milletin inancı ve cesaretiyle bertaraf edilmişti.

Peki, insanların dini inançlarını kullanarak ağır ağır zehirleyen, vatanına hain fertler yetiştiren bu FETÖ terör örgütünün içimizde böylesine kök salması ve dallanması nasıl fark edilmedi ve büyüdü? Ben öteden beri insanların inançlarının özellikle de dini inançları kullanarak sömürgeleştirilmesinin çok tehlikeli ve telafisi olmayan bir unsur olduğunu savunmuşumdur. DİN yalnızca Türk Milletinin değil, yeryüzünde yaşayan tüm insanlığın en öncelikli yaşamsal konularından ve yönetimlerinden olagelmiştir. Aslına bakarsanız bana göre ‘din’ toplumları adil şekilde yönetmek ve refaha kavuşturmak için meydana çıkmış bir kurallar bütünüdür. Zaman içinde her şey de olduğu gibi dini de kendi menfaatlerimize göre tasarlayıp, uydurmuşuz. FETÖ’de 60’lı yıllarda ülkemizdeki zehirli tohumunu salmışlardan.

Güçlü, kökleri imanla bezenmiş, her ırktan, dilden, dinden insanlığa kucak açmış ebedi bir milleti yok etmeye çalışacak hainler elbette ki dünya döndükçe olacaktır. Lakin biz hiçbir millete benzemeyen, öyle ki cephede yaralı düşmanını taşıyan bir erimizin eşsiz bir devletiyiz.

Ülkemizin gelecekte her alanda daha iyiye, en üst zirveye çıkabilmesi için elbette ki liderlerimizin birlik ve dayanışma içinde olmaları, sonrasında vatandaş olarak bizlerin devletine sahip çıkması gerekmektedir. Daha oturduğu yeri pisleten, ‘çöpçünün işi bu’ diyen, eleştirdiğini yapan, hayvanlara ve çocuklara tecavüz eden, arkadaşının karısına, bacısına göz diken, hırsızlığı meslek edinen, hak etmediği halde devletten usulsüz maaş alan bir zihniyeti içimizde barındırıyoruz. Örnekleri çoğaltabiliriz..

Nihayetinde bu günlere gelindi. Bu eşsiz vatanı, evvel ALLAH, sonrasında bize canını hiç tereddüt etmeden kurşunlara atlayan nice yiğit kahraman Şehidimiz Ömer HALİSDEMİR’ler sayesinde, şu an rahat nefes almakta, hayatımıza devam etmekteyiz. Darbe girişiminde ve bugüne dek vatan uğrunda yaralanmış gazilerimize YÜCE RABBİM’den şifalar niyaz ediyorum.

Onlara ne kadar dua etsek kafi değildir mutlaka. Acılı ve kederli ailelerin yanı sıra bizlerin yegane tesellisi ise Peygamberimizin şefaatine ve cennete nail olmalarıdır elbette.

YÜCE RABBİM ülkemizi ve TÜRK MİLLETİNİ, yeryüzünde örnek ve muzaffer eylesin. Bir daha böylesi bir ihanetle karşı karşıya gelmemeyi temenni ediyorum.

BÜTÜN ŞEHİTLERİMİZİ RAHMET VE MİNNETLE ANIYOR, GAZİLERİMİZE YÜREKLERİNDEKİ SIZIYI HAFİFLETECEK ŞİFALAR VE SELAMET DİLİYORUM. TÜRK MİLLETİMİZİN BAŞI SAĞOSUN, VATANIMIZ İLELEBET KUTLU YAŞASIN.

103. Yılında Çanakkale Destanı.

ımg_20180318_112647868764931..jpg

Emekli Albay Kurtaray Çelik

Büyükçekmece Rizeliler Derneği 18 Mart Çanakkale Zaferini anma programı düzenledi. Program, dernek üyeleri ve halkın katılımıyla saygı duruşu, ardından İstiklal Marşı okunmasıyla başladı. Kuran tilaveti ve dualar eşliğinde şehitlerimiz ve gazilerimiz anıldı.

Günün anlam ve önemine binaen açılış konuşması yapan Dernek Başkanı Turgut Berberoğlu, Çanakkale’de destan yazan şehitlerimizin farklı kültür ve ırka mensup yiğitlerimizin de cephede siper aldığını, insanlar arasında ötekileştirmenin manasız bir çaba olduğu üzerine vurgu yapmıştır.

Konuşmaya Emekli Albay Kurtaray Çelik devam ederek, “Türk askerlerinin cephede vatanları için gösterdikleri çetin mücadeleyi ve yiğitliğini, yaralı düşmanını sırtında taşıyan tek ve onurlu bir millet olduğumuz gerçeğini , tarihi yönleriyle ve Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale Şehitliği şiirini heyecanlı okumasıyla bitirmiştir.

Oldukça duygulu ve hüzünlü anlar yaşanan derneğimizde üyelerimizden Hüsnü Arslan ve Edebiyat Hocası Ahmet Bey ve Diş Hekimi Halim Saral Bey Çanakkale Destanı üzerine düşüncelerini paylaştılar.

Asırlardır Türk Milletinin gücünü küçümseyen ve de tarihte bunun ağır bir şekilde karşılığını gören ve öğrenen düşmanlarımız, günümüzde de hala boş bir çaba içerisindeler. Hz. Peygamberimiz, Hz. ALLAH cc İslam Devletini yıkmaya çalışan müşriklere karşı savaşmak zorunda kalmıştır.

Savaş, insanlığın yok olmasına sebebiyet veren en kötü diplomasidir. Yazık ki günümüzde bunu en şiddetlisini ve sonuncusunu Suriye sınırında görmekte, endişe ve üzüntüyle izlemekteyiz. Türk Milletinin muzaffer ordusu asırlardır damarlarında taşıdığı asil kanla düşmanlara karşı yek vücut mücadele vermektedir. Ecdadımız Osmanlı’dır. Aslını inkar eden Türk ve bizden değildir.

Türk toprakları, Haçlılardan temizlenmek üzere Fatih Sultan Mehmet Hanın fethedeceği İstanbul ‘un Peygamberimiz vasıtasıyla müjdelenmiştir.

Yorgun ve tüketilmiş Osmanlı İmparatorluğunu yok etmekten kurtaracak Selanikli Mustafa Kemal doğacaktı. Vatanın her sathında kurtuluş mücadelesi başlatmış ve dahi bunun en kanlı ve kutlusunu Çanakkale Boğazında veren Başkumandan Mustafa Kemal göğsü iman dolu askerleriyle, baba ocağına geri dönmeyi düşünmeden cepheye koşan askerleriyle tarihe zafer yazdırmıştır.

Sabah kahvaltısını hoşafla açan yiğit şehitlerimizi ve gazilerimizi dua ve minnetle anıyor, savaşların yaşanmayacağı, aydınlık, sevgiye açılan pencerelerden bakacağımız, bebeklerin, çocukların okyanuslarda boğularak can vermekten ziyade, bilime yelken açan nesillerin yetişmesinde yarışacağımız yarınlara kavuşmak dileğimdir.

En kalbi duygularla..

instasize_1803170015521265308658.png

Evvelim Sensin, Ahırım Sensin YA RAB.

Geçmişi Aratmayacak Hayırlı, Mutlu, Dolu Dizgin Yaşayacağımız 2017 Dileğiyle.

kanuni-sultan-suleyman-han_

KANUNİ MERSİYESİ  (I)

Ey ün arzusu, kötülenme korkusuyla dünya tuzağına düşmüş insan!

Bu kararsız dünya ile uğraşın ne güne dek sürecek?

O günü an ki son bulur ömrün ilkbaharı,

Lale renkli yüzü hazan yaprağına dönse gerek.

Sonunda içki kadehine bir taş dokunacak devran elinden,

Son yudum gibi senin de yerin toprak olacak demek.

İnsan odur ki kalbi saf olur ayna gibi,

İnsan isen göğsünden kaplan kini ne gerek?

O savaş aslanı padişahın başanı gelen yetmez mi?

İbretle bakan gözünde bu dalgınlık uykusu ne güne dek?

O saadet mülkünün baş süvarisine

Atını sürdüğü zaman dünya dar gelirdi pek.

Kılıcının suyuna Macar kafirleri baş eğdi

Palasının cevherine hayran kaldı Frenk.

Yüzünü yere koydu taze gül yaprağı gibi,

Dünya hazinedarı koynuna aldı onu bir elmas gibi..

                                                                                    BAKİ
KANUNİ MERSİYESİ

Ey pây-bend-i   dâmgeh-i kayd-ı  nâm ü nenk

Tâkey hevâ-yi meşgale-i dehr-i bidirenk

An ol günü ki ahir olup nevbahârı ömr

Berk-i hazana dönse gerek rû-yi lâle-renk

Âhir mekânın olsa gerek cür’a gibi hâk

Devran elinden irse gerek câm-ı ayşe senk

İnsan odur ki âyineveş kalbi saf ola

Sinende neyler âdem isen kine-i pelenk

İbret gözünde niceyedek gaflet uykusu

Yetmez mi sana vakıa-i Şâh-ı şir-cenk

Ol şehsüvar-ı mülk-i saadet ki rahşına

Cevlân deminde arsa-i âlem gelürdü tenk

Baş eğdi âb-ı tiğine küffar-ı Engerûs

Şemşiri gevherini pesent eyledi firenk

Yüz yire kodu lûtf ile gülberk-i ter gibi

Sandûka saldı hâzin-i devran güher gibi

BAKİ          

Hatırlatmasanız olmaz dı zaten :)

26 ekim 2016 (6).jpgMerhaba güzel insanlarım,
Beni, bu gece bu bloğu yazmama iten nüfus cüzdanımın her yıl aynı tarihteki revizyonudur. Bu satırlara başlamadan evvel giriş yapmakta zorlandım. Uzun bir ara vermek insanı paslandırıyormuş meğer.

Sonra birden kendime bu tutukluğu atmam için , aklındam geçenleri her zaman olduğu gibi yansıtmaktır dedim ve başladım.

26 ve 29 Ekim tarihleri benim doğum günümdür. İnsan iki kez doğar mı diyeceksiniz. Şöyle ki, hastaneden çıkacağım gün hemşireler bana Cumhuriyet çocuğu demişler. Annemle babamda ben kimliğimdeki tarihi fark edene kadar, ki, bu uzun bir süre almıştı 🙂 liseyi bitirene kadar Cumhuriyet Bayramıyla birlikte kutlamışızdır.

Saat 00.01 gösterdiği andan itibaren gerek telefon ile gerekse sosyal paylaşım sayfalarından doğum günümü kutlama cesaretini gösteren pek sevgili dostlarımı yürekten tebrik ediyor ve kucaklıyorum.

İnsan yaş aldıkça böyle günlerde daha çocukça ve duygusal oluyormuş meğer bunu da anladım.

Benim çenem düşerse uykusuzluk çekmekte olanın uykusu gelir. O bakımdan lafı kısa tutacağım. Bana 2016’nın 26 Ekim’inde her yıl yaşattığınız bu duygu ve heyecan için sizlere en kalbi sevgilerimi iletiyorum.

Rabbim beni, siz sevenlerimi ve de sevdiklerimi, iyi ve kötü her anımızı paylaşabileceğimiz kadim beraberliklere nasip eylesin.

Bu vesileyle 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı da kutluyor, üstünde yaşadığımız bu toprakları bize vatan yapan atalarımızı, şehitlerimizi rahmet, gazilerimizi minnetle yad ediyorum.

26 ekim 2016 (1).jpg

26 ekim 2016 (4).jpg

Ortaya karışıK..’nice bayramlara’

Hoşgörünün , tevazünün, merhametin hakim olduğu bir mukaddes ayı da buruk bir halde nihayetlendirdik. Ramazan Bayramına sayılı günler kala herkeste tatlı telaş ve koşuşturmalar başladı.

On bir ayın sultanını en iyi şekilde dua ve ibadetlerle, oruçlarımızla ihya etmeye çalışan biz kullarını Yüce Yaradan elbet karşılıksız bırakmayacaktır inşallah. O, sınırsız rahmet ve merhametiyle bizi karşılıksız seven yegane varlıktır.  Sığınılacak, yardım dileyeceğimiz ve kabul edecek tek merci O’dur.iftar.jpg

Uzun zamandır pek çok kişiden ‘neden yazmıyorsun’ sitemine karşılık her zeminde vurguladığım bir cümleyi burada da paylaşmak isterim.

‘Soğudum, yıldım’ daha da açarsak;  eleştirinin dozunu ayarlayamayan, siyasetin kokuşmuş hallerinin insanların her hücresine teneffüs etmesi ve pervasızca etrafa saçmaları dahi bulaştırmalarıydı beni yazmaktan alı koyan.

Şimdi bu cümleme de takılacak olanlar olacak çok iyi biliyorum. Herkesin öz eleştiride bulunmasını istiyorum.

Ülkemde ve dünyanın çeşitli yerlerinde yaşanan terör katliamlarını lanetliyorum. Yitirdiğimiz tüm terör şehitlerine Yüce ALLAH’tan rahmet ve merhamet diliyor, kederli yakınlarına ise sabırlar temenni ediyorum.

Günlerdir yaşanan terör saldırılarında hayatını kaybedenler için anma törenleri düzenlenirken, kimileride çeşitli nedenlerle ‘evlenme, doğum günü vs..’ gibi buna benzer kutlamalar tertiplemektedirler. İşte bu noktada internette dolaşırken rastladığım kimi  yazılara yada haberlere göz atıyorum da, ‘bazıları’ birilerine hava atmak adına kutlama yapanları yerden yere vurmakta, insanları baskı altında tutmaya çalışmaktadırlar.

Hani sanki kendi düğünü yada partisi olsa erteleyecekte. Erteleyenler için lafım yok.  Geçenlerde tanıdığım biri kendini yerden yere vuruyor, ağlıyor sızlıyor, şöyle eylem yapalım böyle kampanya başlatalım derken bir baktım ki bir eğlenceden diğerine. Ee nerde kaldı senin o hassas ateşli ruhun ey duyarlı vatandaş.

Kaldı ki, kimileri gülerken ağlıyordur, bilemeyiz.

Mark Zuckerberg Facebook’u kurmasaydı psikiyatri kliniklerinde duygu patlaması yaşanırdı. Gerçi şu anki durum da pek farklı değil, bir farkla derdimizi uzman yerine sosyal paylaşım sitelerine anlatıyoruz. O da bizi ya delirtiyor, yada içine dönükleştiriyor.

Şimdi, son zamanların, insanları kendi içlerine döndüren vicdan envanteri yapmasına vede dengesiz ruh hallerine girmelerine neden olan hallerin sebebine girmeden size şahsen yaşadığım bir anımı anlatmak istiyorum mukayese yapmanız adına..

11 Eylül 2002 yılında kanserden kaybettiğim babamın acısı yüreğimi dağlamıştı. Bir ay sonra amcamın kızının düğünü vardı ve bizden tarihi alınmış düğün için izin istediler. Hiç istemesem vede sinirlensem de yapacak bir şey yoktu. Ondan daha kötüsü de bu düğüne katılmaktı. Babamda öyle isterdi. Ve ağlaya ağlaya düğüne iştirak ettik. Ağlamakla gülmek kardeştir diye boşuna söylememiş atalarımız.

Her ölümün ardından yaşam devam etmek zorunda elbet. Bizler, onlar ahiret alemine göçmüş olsalar dahi yad ettiğimiz müddetçe yaşayacaktırlar. Güleceğiz, eğleneceğiz ,yemek yiyeceğiz, içeceğiz,  tabiki abartmadan ve yerine göre  ama sevdiklerimizi kalbimizde sonsuza dek yaşatacağız.

Zamanı belli olmayan bu yaşamdan bizlerde bir gün gideceğiz. İki gün sonra yüzüne bakacağın yada tanımadığın biri dahi olsa eleştirilerimizi evrenin hakimi değilmişiz gibi yapmalı, kalp kırmamalıyız. Yalan yanlış provokasyonlara uymayalım. Gördüklerinizi iyi analiz etmeden yorum vede eleştiri yapmayalım.

Adaletin hüküm sürdüğü, sevginin egemen olduğu , çocukların umutla baktığı bir geceleğe, kötülüklerin ebediyen yok olacağı yarınlara kavuşmak dileğiyle ve birliğiyle sizleri sevgiyle kucaklıyorum.

3.Haçlı Seferleri..

Geçmişte yarım bırakılan, içlerinde yer etmiş kini kusmakta, insanlığı yok etmekte hiçbir sakınca görmeyen bir zebani guruhu, dozunu artırarak farklı çehrelerle yüzünü göstermektedir.kud_s

“Türk Milleti zekidir, çalışkandır” diyen Atatürk’ün de dediği gibi, yalnız zeki olmak tek başına yeterli olmadığı gibi onu nasıl kullandığınız da önemlidir. Herkes herşeyin farkında, ülkemin üzerine oynanan oyunların bozulması için birlik olmak zorundayız. Birbirini sevmeyen dünürlerde bile çocuklarının mutluluğu için bir araya gelenlerden olmak zorundayız. Eğer ki, bu vatana gerçekten hizmet etmek, bütünlüğünü korumak istiyor isek, içimizdekileri şimdilik bir köşede tutalım ve milletçe teyakkuzda olalım.

Türke Türkten dost yoktur. Kendi içimizde barış içinde, sulh içinde olamaz isek bizleri bölmeleri çok uzak bir düşünce değildir.

Her gün basında yeni bir kısaltmayla karşılaşıyorum. PYD, YPG, LPG ha pardon o likit gazdı dimi.. Dün akşam haberlerinde ‘TAK’ isminde yeni bir örgütün adını duydum. Alfabemiz 29 harften oluşmakta bakalım daha ne üç harfliler türeyecek. Bildiğimiz cinler bile ortaya çıkmaya gerek duymayacak.

Lozan Antlaşması gereğine uyulmamış, vay efendim Osmanlı topraklarından kendilerine pay verilmemiş, Kürdistan kurulmamış, Amerika ilgilenmiyormuş, Barzani efendinin derdi tasası öteden beri buymuş.

Eee biz bunları elbetteki biliyoruz. Türkiye’nin sınırlarını yeniden çizmeye çalışanların başında Amerika’nın geldiğini, okullarında tarih kitaplarında sınırlarını kendi belirledikleri Türkiye haritasını yıllardır göstermektedirler. Ben bunu ilk öğrendiğimde hayrete düşmüş, bizimkiler ne yapıyor bu durum karşısında demiştim. Bu dediğim en az 20 yıl öncesiydi.

Bana bu bloğu açarken siyasi içerikli yazı yazmamam için telkinde bulunan çok sevdiğim bir arkadaşımın hoşgörüsüne sığınıyorum. Ama sizlerle dertleşmek, düşüncelerimi paylaşmak istedim.

18.06.2008yavuzselim

Umuyorum ki, an itibariyle içimizde biriktirdiğimiz nefretleri şimdilik bir kenara bırakarak, ki buna yürekten inanıyorum benim asil yurttaşlarım gücünü, bilgisini, yeteneğini ve cesaretini göstermekte hiç tereddüt bile etmeyecektir.

Şu an yapmamız gereken düşmanlarımıza içimizi dökmemektir. Dertleşeceğiniz kişileri dikkatlice seçin. Dost görünen, göründüğü gibi olmayabilir. Bizim başka vatanımız yok. Nice şehit kanlarıyla müdafa edilmiş vatanımıza ihanet ellerinin uzanmasına fırsat vermeyelim.

Bugüne dek hain saldırılarda hayatını kaybetmiş tüm şehitlerimize Yüce Allah’tan rahmet diliyorum. Yaralan vatandaşlarımıza da acil şifalar temenni ediyorum.

Aydınlık Türkiyemize, güçlü milletime selamlar olsun..

 

 

 

%d blogcu bunu beğendi: