Ortaya karışıK..’nice bayramlara’

Hoşgörünün , tevazünün, merhametin hakim olduğu bir mukaddes ayı da buruk bir halde nihayetlendirdik. Ramazan Bayramına sayılı günler kala herkeste tatlı telaş ve koşuşturmalar başladı.

On bir ayın sultanını en iyi şekilde dua ve ibadetlerle, oruçlarımızla ihya etmeye çalışan biz kullarını Yüce Yaradan elbet karşılıksız bırakmayacaktır inşallah. O, sınırsız rahmet ve merhametiyle bizi karşılıksız seven yegane varlıktır.  Sığınılacak, yardım dileyeceğimiz ve kabul edecek tek merci O’dur.iftar.jpg

Uzun zamandır pek çok kişiden ‘neden yazmıyorsun’ sitemine karşılık her zeminde vurguladığım bir cümleyi burada da paylaşmak isterim.

‘Soğudum, yıldım’ daha da açarsak;  eleştirinin dozunu ayarlayamayan, siyasetin kokuşmuş hallerinin insanların her hücresine teneffüs etmesi ve pervasızca etrafa saçmaları dahi bulaştırmalarıydı beni yazmaktan alı koyan.

Şimdi bu cümleme de takılacak olanlar olacak çok iyi biliyorum. Herkesin öz eleştiride bulunmasını istiyorum.

Ülkemde ve dünyanın çeşitli yerlerinde yaşanan terör katliamlarını lanetliyorum. Yitirdiğimiz tüm terör şehitlerine Yüce ALLAH’tan rahmet ve merhamet diliyor, kederli yakınlarına ise sabırlar temenni ediyorum.

Günlerdir yaşanan terör saldırılarında hayatını kaybedenler için anma törenleri düzenlenirken, kimileride çeşitli nedenlerle ‘evlenme, doğum günü vs..’ gibi buna benzer kutlamalar tertiplemektedirler. İşte bu noktada internette dolaşırken rastladığım kimi  yazılara yada haberlere göz atıyorum da, ‘bazıları’ birilerine hava atmak adına kutlama yapanları yerden yere vurmakta, insanları baskı altında tutmaya çalışmaktadırlar.

Hani sanki kendi düğünü yada partisi olsa erteleyecekte. Erteleyenler için lafım yok.  Geçenlerde tanıdığım biri kendini yerden yere vuruyor, ağlıyor sızlıyor, şöyle eylem yapalım böyle kampanya başlatalım derken bir baktım ki bir eğlenceden diğerine. Ee nerde kaldı senin o hassas ateşli ruhun ey duyarlı vatandaş.

Kaldı ki, kimileri gülerken ağlıyordur, bilemeyiz.

Mark Zuckerberg Facebook’u kurmasaydı psikiyatri kliniklerinde duygu patlaması yaşanırdı. Gerçi şu anki durum da pek farklı değil, bir farkla derdimizi uzman yerine sosyal paylaşım sitelerine anlatıyoruz. O da bizi ya delirtiyor, yada içine dönükleştiriyor.

Şimdi, son zamanların, insanları kendi içlerine döndüren vicdan envanteri yapmasına vede dengesiz ruh hallerine girmelerine neden olan hallerin sebebine girmeden size şahsen yaşadığım bir anımı anlatmak istiyorum mukayese yapmanız adına..

11 Eylül 2002 yılında kanserden kaybettiğim babamın acısı yüreğimi dağlamıştı. Bir ay sonra amcamın kızının düğünü vardı ve bizden tarihi alınmış düğün için izin istediler. Hiç istemesem vede sinirlensem de yapacak bir şey yoktu. Ondan daha kötüsü de bu düğüne katılmaktı. Babamda öyle isterdi. Ve ağlaya ağlaya düğüne iştirak ettik. Ağlamakla gülmek kardeştir diye boşuna söylememiş atalarımız.

Her ölümün ardından yaşam devam etmek zorunda elbet. Bizler, onlar ahiret alemine göçmüş olsalar dahi yad ettiğimiz müddetçe yaşayacaktırlar. Güleceğiz, eğleneceğiz ,yemek yiyeceğiz, içeceğiz,  tabiki abartmadan ve yerine göre  ama sevdiklerimizi kalbimizde sonsuza dek yaşatacağız.

Zamanı belli olmayan bu yaşamdan bizlerde bir gün gideceğiz. İki gün sonra yüzüne bakacağın yada tanımadığın biri dahi olsa eleştirilerimizi evrenin hakimi değilmişiz gibi yapmalı, kalp kırmamalıyız. Yalan yanlış provokasyonlara uymayalım. Gördüklerinizi iyi analiz etmeden yorum vede eleştiri yapmayalım.

Adaletin hüküm sürdüğü, sevginin egemen olduğu , çocukların umutla baktığı bir geceleğe, kötülüklerin ebediyen yok olacağı yarınlara kavuşmak dileğiyle ve birliğiyle sizleri sevgiyle kucaklıyorum.

24 Kasım 19.. Öğretmenler Gününüz Kutlu Olsun.

öğretmenler günü

 

 

 

 

 

 

 

Eğitim, insanı daha iyiye, daha doğruya, daha güzele, daha adaletli olmaya götürmek için elzemdir.

“Terbiyedir ki bir milleti hür müstakil, şahlı, ali bir heyet-i içtimaiye halinde yaşatır veya bir milleti esaret ve sefalete terkeder.”
Kemal ATATÜRK

“Kim demiş ki çocuk bir küçük şeydir
Bir çocuk belki en büyük şeydir.”
ABDÜLHAK HAMİT

İnsanlığın bilgi ve sevgi hamuruyla şekillendirilmesinde en önemli rolü oynayan çok kıymetli öğretmenlerimizin, sembolik olarak kutlandığı bir gün belki ama tüm zamanların eğitmeni olarak bu anlamlı günleri en kalbi duygularımla kutluyorum.

İYİKİ VARSINIZ ve DAİMA VAROLUN..

İnanç Fukarası mı olduk?

Her asırda olduğu gibi o yıllarda da halkı fesat ve nifağa sürüklemek isteyen insanlar mevut olmuştur.sems-i_tebrizi_resmi-15

Ne zaman kötü bir şey yaşasak ya da başarısız olsak hiç düşünülmemesi gerekeni düşünür bizi Yaradan’ı suçlarız.

“Hani o benim Allah’ımdı, neden en sevdiklerimi aldı”, “ neden aşık olduğum beni istediğim gibi sevmiyor, üzüyor”, “o koltuk benim hakkımdı ama şimdi başkası oturuyor” yada “onun arabası var benim niye yok” gibi pek çok örnek sayabiliriz.

Ama bunların gerçekleşmesi için gerekenleri yapmış mıyız hiç dönüp de kendimize bakmak aklımıza gelmez veyahut ‘her şerde bir hayrın, her hayırda da bir şerrin olduğunu düşünmeyiz. İşte O Yüce Yaradan’ımızın varlığını inkar ve idrakte zorlananlara küçük bir hikaye anlatmak istiyorum. Bu yazının devamını oku

İstanbul’un fethiyle başlayan Türkiye’nin fethi !

29 Mayıs günü başlayan kıvılcım günden güne büyüyerek alevlere dönüştü. Halkın haklı isyanına ve haykırışlarınlegal-coursesa başta şiddetle karşılık verilmemiş ve de seslere kulak verilmiş olsaydı, olay bu vahim noktalara gelmezdi.

Ülkemizde haklı haksız birbirine karışmış, canı sıkılan, hazır ortalık bulanmışken bende araya sıkışıp alevi körükleyeyim diyen kendisine bile hayrı olmayan insanların,  gizli güçlerin, iç ve dış teröristlerin, hırsızların, dalkavukların, ayyaşların cirit attığı meydan savaşına dönüştürülmüştür.

Haklı davamızı kazanacak iken, hain emellere sermaye yapmamalıyız. 15 gündür evlerini, çoluk çocuğunu, ailesini meydanlara taşıyan sesli ve de sessiz isyanını duyurmak isteyen vatandaşı duyan duymuştur.  Gereği öyle yada böyle mutlaka yapılmalıdır.

Etrafında olup biteni şaşkın gözlerle izleyen, ne olup bittiğini tam olarak kavrayamayan çocuklarımızın daha fazla mağdur ve zarar görmemeleri için büyüklerimizin akli selim ve tedbirli davranmaları, davamızı legal yollarla çözmemiz, illegal yollarla ülkemizi kaosu sürükleyen gizli  siyasi emellere peşkeş çekilmemesi için tüm gücümüzle sağduyuyla hareket etmeli, asalakları aramızdan ayıklamalıyız.

Devletten daha güçlü olduğumuzu göstermek istiyorsak, zafer nişanı olarak hanemize beyaz bayraklarla dönerek, kanımızı kene gibi emen aramıza sızan gafilleri, teröristleri meydanı basan panzerlere bırakmalıyız.

Ve günlerdir eylemciler gibi emniyet güçlerinin de evlerinden, ailelerinden ayrı kaldıklarını, emir komuta zinciri ekseninde hareket ettiklerini  ve de bu durumdan onların da hoşnut olmadıkları aşikardır.

Yıllardır ülkemde ters giden bir şeyler var. Yok yere ölen polis ve askerlerimizi şehit verirken döktüğümüz gözyaşlarımızı ve de onların hayatta kalmaları için verdiğimiz mücadeleyi, lütfen şimdilerde de hatırlayalım ve hatırlatalım.

Suya sabuna dokunmamak mı?

5

Türk Dil Kurumu’nda bu deyim “1.sakıncalı konularla ilgilenmemek, 2.davranışlarını kimseyi incitmeyecek şekilde ayarlamak” şeklinde yer almaktadır.  Ben bu duruma 3. bir anlam eklemek istiyorum.

Bazılarımız nerde, nasıl, niçin ve neden durduklarını bilmezler. Sadece bulundukları konumu yitirmemek adına hani –öylesine-  derler ya orta şeritte giderler. Kimilerinin işlerine öyle gelmektedir çünkü..

Oysa, kimin yanında nasıl, niçin ve neden durduğumuzu bilmeliyiz.  Bu siyah ile beyaz gibidir. Ya evettir, ya da hayır.

İşte bütün mesele de buradadır.  “Üç iyi arkadaş bir araya gelirler. Uzun zamandır dertleşme fırsatı bulamamışlar , dolayısıyla da anlatacak pek çok şey birikmiştir. İçlerinden ikisi her zaman birbirlerini görmekteyken, diğeri uzak kalmıştır.  Derken sohbet etmeye başlarlar.  İki samimi arkadaştan biri diğerinin görüşünü ve eleştirisini haksız bulmaktadır, zira onu kaybetmemek adına gerçek düşüncesini dile getirmemektedir. Üçüncü arkadaşı ise bu duruma kayıtsız kalan arkadaşını hayretle izlemekte, adaletli ve samimi olduğunu sandığı bu kişinin yanında olmayışını görmek ona üzüntü vermektedir.

Bu duruma çok içerleyen arada kalan bu adaletli (!) insan, bu zamana kadar ki değerlerini ve kişiliğini yitirmeye başladığını içten içe sorgulamaktadır ama arkadaşını uyarması ve rengini belli etmesi, ona göre onu kaybetmek ve de incitmek anlamına gelmektedir.

Bu yazının devamını oku

İntibak Farkları Maaşlarda Fark Yarattı (!)

CALISMA VE SOSYAL GUVENLIK BAKANI CELIK, ELAZIG'DA

İntibak düzenlemesi kapsamında, 2000’den önce emekli olanların aylıklarında yapılacak güncelleme yaklaşık 1.9 milyon kişiyi etkileyecek. 2000’den önce emekli olanlar bu aydan itibaren, intibak kapsamında 10 ila 339 lira zam alacak. Bu yazının devamını oku

Kederli günlerimin adı: TONY

078

Çocukluğum hayvanat bahçelerini gezmekle geçerdi. Anlayacağınız ailecek doğa ve hayvanların hayranıyız. Onları insanlardan ayıran özellik düşünme muhakemesi olmamalarıymış. Biz insanlar nede düşünceli yaratıklarmışısız oysa. (!)

2003 yılından bu yana bir fiil sokak köpeklerine bakmaktayız. Öncesinde de kardeşimin bir terieri vardı. Adı Çapkın. Yurt dışından geldikçe bizde kalırdı. O yalnızca evimizin değil tüm komşularımızın yakışıklısıydı, sevmeyenlerin bile..

2003’ten bu yana dilsiz canlarla insanları ister istemez kıyaslamaya başlıyorsunuz. Neden mi? İnsanların gerçek kişilik ve ziyniyetlerini öğrenmek istiyorsanız onlara sokak köpekleri yada herhangi bir hayvan hakkında soru sormanız yada onlara karşı hareketlerini gözlemlemeniz kafidir. Bu yazının devamını oku

%d blogcu bunu beğendi: