Organ Nakli Bölüm II: Beyinsel ölüm kavramı saçmalıktır.

İnsan onuruyla, insan değeriyle, dalga geçercesine oluşturulmuş olan „beyinsel ölüm“ kavramı, her türlü etik anlayıştan uzak, insan haklarına ve hukukuna aykırı, ölüm döşeğinde olana ne verebiliriz yerine, ondan; „gitmeden önce ne alabiliriz“ düşüncesinin oluşturduğu bir kavramdır. Negatif taraflarını tartışmaya açmadan, medya da yapılan tanıtım reklamlarıyla ve duygu sömürüsüyle insanlığa yaşam devam ettirilebilir gibi sunulan bu tıbbı „hizmet“ yeniden masaya yatırılmalıdır. Günlük yaşamda akraba ve dostlarına ikili organlarının birini bağışlamanın dışında „beyinsel ölüm“ yoluyla yapılan organ bağışı ve alımı yasaklanmalıdır.

1968 yılında beyinsel ölümü kanıtlayan Harvard kriterleri günümüze kadar geçerliliğini korumuştur. Hatta beyinsel ölüm tesbiti için yapılan kanunların başlıca kriterleridirler.

Tıpta yapılan sürekli araştırmalarla daha bir çok kriterlerin oluşmasına rağmen; Harvard kriterleri beyinsel ölümün ana kriterleridir diyebiliriz. Sadece 1978 yılına kadar 30 dan fazla „beyinsel ölümün“ tesbiti için çeşitli kriterlere yer verildiği bilinmektedir.

Bunlardan sadece bir tanesini ele alırsak… „beyinsel ölümün“ tesbitindeki mantıksızlığın ne kadar saçma olduğunu görebiliriz.

APNOE-TEST (*1)

Apnoe-Test olarak bilinen ve „beyinsel ölümün“ tesbit edilmesinde gerekli olarak yapılması ön görülen bu test, hastaya yardımdan daha çok zarar vermektedir; ve belki de “beyinsel ölümün” meydana gelmesine sebep veren bir solunum testi  uygulamasıdır.

Sao Paola Üniversitesi doktorlarından, Nörolog Dr. Cicero Coimbra konu ile ilgili bir sempozyumda, Apnoe-Test hakkında şunları söylemektedir. Bu yazının devamını oku

%d blogcu bunu beğendi: