Önceliğimiz Kendi Bencilliğimiz mi?

fentekİki gündür uykusuz ve zorlu geçen rahatsızlığımda gece yarısı aklıma bu bloğu yazmak geldi ve sabah kalkar kalmaz bunu tuşlara dökmek, dahası sizlerle paylaşmak istedim.

Herkes iyi bir sevgili, dost, eş, çocuk, ana, baba hatta arkadaş yada aşık olabilir. Peki samimi bir insanda bulunan özellikler kaçımızda mevcuttur hiç düşündünüz mü?

İsterseniz bunu yaşadığım birkaç örnekle açıklayayım. Geçmiş bir zamanda metrobüsle ilk yolculuğumu yapıyordum. Beykent  durağında beklerken nasıl gideceğimi sorduğum bir genç  bana yolu tarif etti ve aynı yere gittiğimizi söyleyerek  birlikte araca bindik. Yan yana oturacağımızı zanneden bu genç 2 kişilik koltuğu işaret ederek oturdu. Nedense görmezden gelerek bu şık görünümlü ve bana yardım eden kibar beyefendinin yanına oturmak istemedim. Tekli koltuğa geçtim.

Yol boyunca beni gözleriyle süzerken, bir yandan konuşma çabası içinde olduğunu fark etmemek imkansızdı. Aslına bakarsanız bu hoş görünümlü insanla o uzun yolu sohbet ederek geçirmek pek fena olmazdı.

Bazen klasik Karadeniz damarım tutuyor işte.

Neyse yolculuğum boyunca gideceğim yere varmanın heyecanıyla durağı kaçırmayayım telaşı almıştı beni. Diğer yandan bana yol tarif eden kibar erkeği gözlemekteydim, olur da benden önce inerde kime sorarım yolu diye..Derken otobüse durakların birinde orta yaşlarda bir kadın biniverdi. Araç tıka basa doluydu. Yaşlı kadın bu kibar ve centilmen görünüşlü bana yardım eden gencin önünde dikilmekteydi.  Bu kadına yer vermesini bekliyordum ki yüzünü pencereden tarafa çevirererek, görmezden gelmişti. O asil görünümün altında farklı birinin olması beni bir kez daha hayal kırıklığına uğratmış, kişilik tespitimde yanılmadığımı görmek ise beni üzmüştü..Sanırım daha genç ve güzel bir hatunun başında dikilmesi bu kişiye daha cazip gelirdi.

Demek ki şık giyinmek , kültürlü ve centilmen görünmek (!), yakışıklı olmak ‘İYİ BİR İNSAN’ olmak için yeterli gelmiyormuş..Ben bunun farkındayım da bazen çok mu şey bekliyorum karşımdakilerden diye kendime sormadan edemiyorum ama hayır bu olması gereken davranış..

Rahmetli babamla beraber kanserle mücadele ederken aklımdan bir dakika bile çıkmayan ve gururla anlattığım bir davranışı vardı. Hastaneye giderken arada toplu taşım araçlarına bindiğimizde o hasta haliyle, yaşına ve kılığına bakmadan hasta vücuduyla hanımlara yer vermesiydi.

İşte bu ‘İYİ BİR İNSAN’ hatta faziletli olmanın gereği ve örneğidir..

Faziletli insan, olduğu ve olmadığı her mekanda varlığını ve ışığını her şekil ve şartta hissettirebilen insandır. Sözüm anlayabilenlere..

Samimi olmaktan ve iyilik yapmaktan korkmayın, mutlaka geri dönüşümü vardır..

En kalbi duygularımla sevgiler.

TEBESSÜM

birtebessumhikayesi“Küçük kız, hüzünlü bir yabancıya gülümsedi.  Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu. Bu hava içinde yakın geçmişte kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırladı. Hemen bir not yazdı, yolladı.

Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflendi ki, her öğlen yemek yediği lokantada garsona yüklü bir bahşiş bıraktı.

Garson, ilk defa böyle bir bahşiş alıyordu. Akşam eve giderken, kazandığı paranın bir parçasını her zaman köşe başında oturan fakir adamın şapkasına bıraktı. Bu yazının devamını oku

“biraz yağmur kimseyi incitmez”

“Muhakkak ki iyilikler, kötülükleri giderir.” (Hud: 114)

“A little rain never hurt no one “  (Tom Waits)kemal sayar

“ İyiler dünyanın gizli soylularıdır” diyor Kemal Sayar ve  “adalet, hakikat, güzellik ve iyilik için yazıyorum, anlamak için”, “devrimlerin fitilini soylu ruhlar ateşler, tarihi, buldukları dünyayı daha da güzelleştirmek isteyen iyimserler yazar” diye ekliyor kitabının önsözünde..

“ Gerçek hayat tamamıyla buluşmadan ibarettir. Buluşmak, karşılaşmak. İnsan ötekiyle karşılaşarak var olur. Ötekinin bakışıyla, ötekinin yüzünü bana çevirmesi, beni dinlemesiyle, ilişkiyle. Sadece ilişkiler vasıtasıyla kendimizi dünyaya ve başkalarına tamamen açarız. Olmamız gerektiğini düşündüğümüz kişi olmak arzusundan sıyrılarak, gerçekten olduğumuz kişi olmaya izin vererek, İncinmeyi göze alarak.

Kapıdan on altı yaşında bir genç kızın ruhu girdi. Bedeni bir hastalık nedeniyle durakalmış, on altı yaşındayken, üç yaşında bir çocuğun bedenine sığmıştı.  Usulca onun yanına, koltuğun kenarına çömeldim, gözlerimizi hizaladık ve tıpkı onun gibi fısıldayarak konuşmaya başladık. ‘Hiç doğmamış olmayı dilerdim…’ dedi. Ya Rabbi, bu nasıl bir çığlıktı böyle! Bu kadar narin bedenden , bir fısıltı halinde yükselen bu neşide, dünyaya bırakılmış bu güçlü manifesto nasıl yükseliyordu. Hıçkırarak ağlamamak için kendimi zor tutuyordum.

Bu yazının devamını oku

EĞER

 

Tüm çevrendekiler kendinden geçip de

Seni suçladıkları anda soğukkanlı kalabilirsen,

Herkes senden şüphelendiği halde

Onların kuşkularını hoş görebilirsen.

  Bu yazının devamını oku

%d blogcu bunu beğendi: