44. YILINDA KIBRIS BARIŞ HAREKATI

44.Yılında, Kıbrıs Barış Harekatında, adaya Rumların hain saldırılarını önlemek ve barışı tesis etmek üzere giden ve şehit olan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin muzaffer yiğit neferlerini rahmet ve minnetle aniyorum.

http://www.trtarsiv.com/izle/82227/kibris-baris-harekati

103. Yılında Çanakkale Destanı.

ımg_20180318_112647868764931..jpg

Emekli Albay Kurtaray Çelik

Büyükçekmece Rizeliler Derneği 18 Mart Çanakkale Zaferini anma programı düzenledi. Program, dernek üyeleri ve halkın katılımıyla saygı duruşu, ardından İstiklal Marşı okunmasıyla başladı. Kuran tilaveti ve dualar eşliğinde şehitlerimiz ve gazilerimiz anıldı.

Günün anlam ve önemine binaen açılış konuşması yapan Dernek Başkanı Turgut Berberoğlu, Çanakkale’de destan yazan şehitlerimizin farklı kültür ve ırka mensup yiğitlerimizin de cephede siper aldığını, insanlar arasında ötekileştirmenin manasız bir çaba olduğu üzerine vurgu yapmıştır.

Konuşmaya Emekli Albay Kurtaray Çelik devam ederek, “Türk askerlerinin cephede vatanları için gösterdikleri çetin mücadeleyi ve yiğitliğini, yaralı düşmanını sırtında taşıyan tek ve onurlu bir millet olduğumuz gerçeğini , tarihi yönleriyle ve Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale Şehitliği şiirini heyecanlı okumasıyla bitirmiştir.

Oldukça duygulu ve hüzünlü anlar yaşanan derneğimizde üyelerimizden Hüsnü Arslan ve Edebiyat Hocası Ahmet Bey ve Diş Hekimi Halim Saral Bey Çanakkale Destanı üzerine düşüncelerini paylaştılar.

Asırlardır Türk Milletinin gücünü küçümseyen ve de tarihte bunun ağır bir şekilde karşılığını gören ve öğrenen düşmanlarımız, günümüzde de hala boş bir çaba içerisindeler. Hz. Peygamberimiz, Hz. ALLAH cc İslam Devletini yıkmaya çalışan müşriklere karşı savaşmak zorunda kalmıştır.

Savaş, insanlığın yok olmasına sebebiyet veren en kötü diplomasidir. Yazık ki günümüzde bunu en şiddetlisini ve sonuncusunu Suriye sınırında görmekte, endişe ve üzüntüyle izlemekteyiz. Türk Milletinin muzaffer ordusu asırlardır damarlarında taşıdığı asil kanla düşmanlara karşı yek vücut mücadele vermektedir. Ecdadımız Osmanlı’dır. Aslını inkar eden Türk ve bizden değildir.

Türk toprakları, Haçlılardan temizlenmek üzere Fatih Sultan Mehmet Hanın fethedeceği İstanbul ‘un Peygamberimiz vasıtasıyla müjdelenmiştir.

Yorgun ve tüketilmiş Osmanlı İmparatorluğunu yok etmekten kurtaracak Selanikli Mustafa Kemal doğacaktı. Vatanın her sathında kurtuluş mücadelesi başlatmış ve dahi bunun en kanlı ve kutlusunu Çanakkale Boğazında veren Başkumandan Mustafa Kemal göğsü iman dolu askerleriyle, baba ocağına geri dönmeyi düşünmeden cepheye koşan askerleriyle tarihe zafer yazdırmıştır.

Sabah kahvaltısını hoşafla açan yiğit şehitlerimizi ve gazilerimizi dua ve minnetle anıyor, savaşların yaşanmayacağı, aydınlık, sevgiye açılan pencerelerden bakacağımız, bebeklerin, çocukların okyanuslarda boğularak can vermekten ziyade, bilime yelken açan nesillerin yetişmesinde yarışacağımız yarınlara kavuşmak dileğimdir.

En kalbi duygularla..

instasize_1803170015521265308658.png

Ortaya karışıK..’nice bayramlara’

Hoşgörünün , tevazünün, merhametin hakim olduğu bir mukaddes ayı da buruk bir halde nihayetlendirdik. Ramazan Bayramına sayılı günler kala herkeste tatlı telaş ve koşuşturmalar başladı.

On bir ayın sultanını en iyi şekilde dua ve ibadetlerle, oruçlarımızla ihya etmeye çalışan biz kullarını Yüce Yaradan elbet karşılıksız bırakmayacaktır inşallah. O, sınırsız rahmet ve merhametiyle bizi karşılıksız seven yegane varlıktır.  Sığınılacak, yardım dileyeceğimiz ve kabul edecek tek merci O’dur.iftar.jpg

Uzun zamandır pek çok kişiden ‘neden yazmıyorsun’ sitemine karşılık her zeminde vurguladığım bir cümleyi burada da paylaşmak isterim.

‘Soğudum, yıldım’ daha da açarsak;  eleştirinin dozunu ayarlayamayan, siyasetin kokuşmuş hallerinin insanların her hücresine teneffüs etmesi ve pervasızca etrafa saçmaları dahi bulaştırmalarıydı beni yazmaktan alı koyan.

Şimdi bu cümleme de takılacak olanlar olacak çok iyi biliyorum. Herkesin öz eleştiride bulunmasını istiyorum.

Ülkemde ve dünyanın çeşitli yerlerinde yaşanan terör katliamlarını lanetliyorum. Yitirdiğimiz tüm terör şehitlerine Yüce ALLAH’tan rahmet ve merhamet diliyor, kederli yakınlarına ise sabırlar temenni ediyorum.

Günlerdir yaşanan terör saldırılarında hayatını kaybedenler için anma törenleri düzenlenirken, kimileride çeşitli nedenlerle ‘evlenme, doğum günü vs..’ gibi buna benzer kutlamalar tertiplemektedirler. İşte bu noktada internette dolaşırken rastladığım kimi  yazılara yada haberlere göz atıyorum da, ‘bazıları’ birilerine hava atmak adına kutlama yapanları yerden yere vurmakta, insanları baskı altında tutmaya çalışmaktadırlar.

Hani sanki kendi düğünü yada partisi olsa erteleyecekte. Erteleyenler için lafım yok.  Geçenlerde tanıdığım biri kendini yerden yere vuruyor, ağlıyor sızlıyor, şöyle eylem yapalım böyle kampanya başlatalım derken bir baktım ki bir eğlenceden diğerine. Ee nerde kaldı senin o hassas ateşli ruhun ey duyarlı vatandaş.

Kaldı ki, kimileri gülerken ağlıyordur, bilemeyiz.

Mark Zuckerberg Facebook’u kurmasaydı psikiyatri kliniklerinde duygu patlaması yaşanırdı. Gerçi şu anki durum da pek farklı değil, bir farkla derdimizi uzman yerine sosyal paylaşım sitelerine anlatıyoruz. O da bizi ya delirtiyor, yada içine dönükleştiriyor.

Şimdi, son zamanların, insanları kendi içlerine döndüren vicdan envanteri yapmasına vede dengesiz ruh hallerine girmelerine neden olan hallerin sebebine girmeden size şahsen yaşadığım bir anımı anlatmak istiyorum mukayese yapmanız adına..

11 Eylül 2002 yılında kanserden kaybettiğim babamın acısı yüreğimi dağlamıştı. Bir ay sonra amcamın kızının düğünü vardı ve bizden tarihi alınmış düğün için izin istediler. Hiç istemesem vede sinirlensem de yapacak bir şey yoktu. Ondan daha kötüsü de bu düğüne katılmaktı. Babamda öyle isterdi. Ve ağlaya ağlaya düğüne iştirak ettik. Ağlamakla gülmek kardeştir diye boşuna söylememiş atalarımız.

Her ölümün ardından yaşam devam etmek zorunda elbet. Bizler, onlar ahiret alemine göçmüş olsalar dahi yad ettiğimiz müddetçe yaşayacaktırlar. Güleceğiz, eğleneceğiz ,yemek yiyeceğiz, içeceğiz,  tabiki abartmadan ve yerine göre  ama sevdiklerimizi kalbimizde sonsuza dek yaşatacağız.

Zamanı belli olmayan bu yaşamdan bizlerde bir gün gideceğiz. İki gün sonra yüzüne bakacağın yada tanımadığın biri dahi olsa eleştirilerimizi evrenin hakimi değilmişiz gibi yapmalı, kalp kırmamalıyız. Yalan yanlış provokasyonlara uymayalım. Gördüklerinizi iyi analiz etmeden yorum vede eleştiri yapmayalım.

Adaletin hüküm sürdüğü, sevginin egemen olduğu , çocukların umutla baktığı bir geceleğe, kötülüklerin ebediyen yok olacağı yarınlara kavuşmak dileğiyle ve birliğiyle sizleri sevgiyle kucaklıyorum.

Nice 18 Mart Zaferlerine..

Canakkale_eski_Turk_askerleri

“Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk;

Sade bir hadise var ortada: vahşetler denk.

Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela..

Hani, ta’una da züldür bu rezil istila”   

Mehmet Akif ERSOY             

Çanakkale Zaferi denildiği zaman hep aklıma yazık ki kendisini sıhhatinde göremediğim lisede Edebiyat Öğretmenim olan Hasan Saraçoğlu gelir. Yakın  tarihte ebediyete intikal etmiş olan çok değerli öğretmenime Yüce Rabbim’de rahmet diliyorum.

Kendisine ‘hoca’ denmesinden hiç hoşnut olmayan , beni tek bir şartla sınıftan geçireceğini söyleyen çok kıymetli  bir zattı.

O şartı ise yalnızca “Çanakkale Şehitliği Şiiri”’ni ezberlemem ve kendisine hiç hatasız okumaktı.

Çok sevdiğim ve de başarılı olduğum dersler arasında olan Edebiyat’tan iyi bir puanla geçebilmem için çok az vaktim kalmıştı. Çok kısa bir zamanda bu şiiri odama kapanıp ezberlemeye çalıştım. Öyle ki ailem bile bu şiir ezberleme azmime şaşırmışlardı.

Zira azmin elinden hiçbir şeyin kurtulmayacağını o günlerde beynime çok iyi kazımıştım. Gel gelelim bu azim bazen yaşamımızda muhtemel tatsız sürprizler ters düz olabiliyor. Neyse biz konumuza dönelim.

Merhum Hasan öğretmenimi zorda olsa şiirimi dinlemesi için teneffüste yakaladım. Bana dönerek “tek bir yanlışında sana 0 veririm ona göre” demişti. Bende heyecan ve korku doruktaydı. Bu hislerle Çanakkale Şehitliği Şiirini okumaya başladım. Öğretmenim dur tamam yeterli demesine bile aldırış etmiyor, tamamını ezberlediğimi sonuna kadar okumak istediğimi ısrarla söylüyordum. Edebiyat dersimden her zamanki iyi derecemi alarak geçmiştim.

Ama o günü ve şiiri ömrüm boyunca unutmamıştım.

Ersoy’un,  yukarıdaki dörtlükte de yazdığı gibi her dilden, her ırktan, her renkten insanların ortak bir gayesi olmuş cenk etmenin, haksız yere zulmetmenin, beyinleri ve kalpleri istila ederek mühürlemenin denkliği.

Ben çocukken, akşamları misafirliğe gelen komşularımıza ikram edilecek çayların konulacağı tepsiyi özenle seçerdi annem ve genellikle de sade eski gümüş tepsiyle ikram yapardı. Önceleri bunun nedenini anlayamasam da sonraları, dostlarımızın fikirlerine saygısızlık olmasın diye yaptığını anlamıştım. Babama konumu ve şahsiyeti itibariyle her kuruluştan hediye gelirdi. Bu hediyelerden biri de ‘Msp Milli Selamet Partisi’ amblemi olan çay setiydi ve bu tepsiyi bilmeden hazırlayan da bendim.

Olacaklardan habersiz çay tepsisini misafirlere götürdüm. Komşumuz o zamanlar manasından bihaber olduğum solcu bir görüşe sahipti. Çay bardağını eline alınca gözlerinin aldığı ifadeyi hala unutmuş değilim. Babama dönerek imalı bir gülüşle “Oo Cengiz Abi hayırlı olsun yeni partin’ dedi. Odadakiler özellikle de annem gözünü bana dikmişti, sonrasında herkes birbirine bakıp gülüşmeye başlayınca bende rahat etmiştim.

O yaşlarda insanların fikirlerine ve yaşam tarzlarına kelepçe vuran siyasi partileri tutmak bana komik ve saçma gelirdi.  Hala da aynı fikirdeyim.

Şu yaşımda şunu bir kez daha gördüm ki, asırlarda geçse insanların aynı düşünce yapısını sürdürebilirlikten dönüştürmeniz için, dikmiş olduğunuz fidanın ne olduğuna, köklerinin nasıl büyüyeceğine, dallarının nasıl serpileceğine, ne meyve vereceğine çok itina etmek gerekiyor.

Uzun zamandır ara verdiğim bloğuma çok kıymetli saygıdeğer öğretmenim Hasan Saraçoğlu anısına hediye ediyorum. Vatansever öğretmenim nezdinde, kurduğu ilkelerle bizi muasır medeniyetlere ulaştırmayı hedeflemiş büyük önder ATATÜRK ve silah arkadaşlarının, üstünde özgürce yaşayabilmemiz için kanlarını feda etmiş tüm Şehitlerimizin Ruhları Şad olsun.

 

.asos (9) - Kopya

%d blogcu bunu beğendi: