“Karar verin kardeşlerim. Bu kadını hor mu görüyorsunuz, yoksa hoş mu görüyorsunuz?”

O gün Çöl Gülü erkek kılığında Rumi’yi dinlemek için camiye gitmişti. Rumi tane tane konuşuyordu:

“Yüce Allah kederi yaratmış ki, tezatından saadet doğsun” dedi. Tek bir tanenin bile bu ilahi nizamda yeri var.” Anladım ki şu âlemde tesadüfi veya fuzuli olan bir şey yok. Her şey bir amaca hizmet eder.

Rumi’yi dinlerken bir dinginlik, bir huzur geldi üstüme. Dilenci Hasan kendisine gümüş bir ayna veren Şems’e hayretle sordu “Cüzzamlı adama ayna mı verirsin? Bunca çirkinliğime rağmen“.. Şems “olur da özünü unutursan, sana içindeki İlahi Güzellik’i gösterir.” Sohbet ederlerken arkalarında birden patırtı kopar.

Camide kalabalık bir grup, erkek kılığına girmiş -vaazı dinlemeye gelen- bir fahişeyi ite kalka dışarı çıkartıyorlardı. “Kırbaçlayın şu sahtekârı! Kırbaçlayın orospuyu!”

Çöl Gülü korkudan bembeyaz kesilmişti ortalarında. Nasıl oluyor da tek başlarınayken gayet mütevazi, mazbut ve hatta munis olan insanlar, kalabalık içine girer girmez değişiyor, kabalaşıyor, acımasızlaşıyordu.

Şems Dilenci Hasan’ın yanından rüzgar hızıyla ayrılırken öfkeli kalabalığın önüne dikilir. “Utanın, bu ne hâl? Otuz adam bir kadına karşı, öyle mi? Adil midir bu yaptığınız?” Baybars (muhafız) “Bu kadın cemaati kandırmak için erkek gibi giyinip camiye sızdı ve utanmadan Müslümanların arasına karıştı”. Şems “Yani sen şimdi diyorsun ki bu insan evladı camiye vaaz dinlemeye gelmiş, ne ceza verelim öyle mi?”

Galeyana gelmiş kalabalıktan sıyrılan bir delikanlı fahişenin başındaki sarığa yapıştığı gibi çeker. Uzun sarı dalgalı saçları, gençliği ve güzelliği herkesin nefesini tutmasına sebep olmuştur.

Şems “Karar verin kardeşlerim. Bu kadını hor mu görüyorsunuz, yoksa hoş mu görüyorsunuz?” demesiyle kadını elinden tuttuğu gibi kendine doğru çekmesi bir olur. Baybars Şems’in üstüne yürüyerek “Büyük bir hata yapmaktasın derviş. Sen bizim âdetlerimizi bilmezsin. Senin başka işin yok mu fahişeleri korumaktan?”

Tebrizli Şems bir süre tüm itirazları dinledikten sonra gayet sakin ve kararlı bir tavırla: “Peki siz en başta bu kadını nasıl fark ettiniz? Demek camide sağdaki soldakine bakıyorsunuz. Hakiki mümin, yanındaki çıplak dahi olsa haramı fark etmez. Her kim gerçekten Allah’ı zikrederse, O’ndan başka her şeyi unutur. Siz aslında bugün kadını değil kendinizi ele verdiniz! Onu yakalayarak aklınızın nerde olduğunu gösterdiniz. Şimdi derhal camiye dönüp gerçekten Allah’a iman ederek ibadet yapın.”

İnsanların nasıl göründüğüyle değil, neler düşündüğüyle ve yaptığıyla ilgilenmeliyiz. En kalbi duygularla..

%d blogcu bunu beğendi: